18 yıllık efsane bir dizinin sinema uyarlamasına şüpheli yaklaşablirsiniz. Dizilerdeki o hazzı ve ince esprileri bulamayacağınız korkusuyla tereddütleriniz olabilir “Simpsonlar:Sinema Filmi”ni izlemeden önce. Olmasın. En az dizilerdeki kadar güleceğinizi ve iyi kurgulanmış senaryodan memnun kalacağınızı garanti edebilirim. Ne var ki, filmin dağıtıcısı Özen Film’in filmi 80 kopya dublaj ve yalnızca 1 (bir!) kopya orjinal altyazılı olarak sunması izleyiciden büyük tepki aldı. (Öyle ki, Özen Film’in web sitesinde de bu tepkilere değinilmekle birlikte bu absürd durumun müsebbibi olarak sinema salonlarının talepleri gösteriliyor). Her ne kadar dublaj versiyonlarının da başarılı olabileceğini düşünsem de, dizinin sıkı bir hayranı olarak tek altyazılı versiyonunu izleme şansını İstanbul’da Kanyon Cinebonus’ta yakaladım.(Reklam gibi oldu ama, Homer’ın sesini Ali Poyrazoğlu yerine Dan Castellaneta’dan dinlemek isteyenler için tüyo olarak kabul edebilirsiniz.)

Gelgelelim filmin senaryosuna, filmde çevre kirliliklerinden dem vurulmuş ve Amerikan hükümetinin bu konudaki radikal(!) çözümleri ti’ye alınmış. Bir yandan da Homer’ın herzamanki sorumsuz davranışlarıyla Springfield tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Eh,bunu düzeltmek de yine bizim Simpsonlara kalıyor tabi. Bart’ın babasıyla olan sorunları ve sokaktaki çırılçıplak hali (çok ilgi toplamış nedense:) ), ailenin Alaska’ya kadar uzanan eğlenceli macerası ve diğer bildiğimiz tanıdığımız Springfield ahalisiyle bizlere keyifli bir 90 dakika yaşatıyor film. Senaryoyla ilgili ayrıntıya girmeyerek, filmi henüz izlemeyen dizi hayranlarına, bugünü Homer’ın ve ailesinin maceralarına ayırmalarını tavsiye ediyorum.

Dizinin hemen başında “itchy ve scratchy”yi sinamada izlerken Homer’ın parmağını bize doğrultup (para verip izleyen sinema seyircisine) enayiler demesi, Bart’ın tahtaya 100 defa “bu filmi yasal olmayan yoldan download etmeyeceğim” yazması ve bitiş jeneriğindeki hoşlukla -film bitince koltuklarınızı hemen terketmeyin- Simpsonların filmi vizyonda.