Geçtiğimiz ay, İstanbul Film Festivali’nde yeniden seyirciyle buluşan EVE DÖNÜŞ filminin gösteriminden önce sahneye çıkarak, -mealen- bu filmi “darbe sevdalıları”nın daha bir dikkatle izlemesi gerektiğini dile getiren Ömer Uğur, senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği filminde bildik bir döneme, biraz farklı bir açıdan kamera tutuyor.

Mustafa, karısı Esma ile kendi hallerinde birer işçidirler. 12 Eylül döneminin tüm karışıklığından uzak ve habersiz, tek dertleri yeni aldıkları TV’nin taksitlerini ödemek olan bu ailenin hayatı, asılsız bir ihbarla tamamen değişecektir. Askeri müdahalenin sadece “işin içindekiler”i değil, toplumun her kesimini derinden etkilediğini anlatmaya çalışn film, ne yazık ki ele aldığı konuyu etkileyici bir biçimde aktaramamanın sıkıntısını yaşıyor. Çarpıcı konusuna rağmen, filmin monoton akışına başrol oyuncularının hayalkırıklığı yaratan oyunculukları da eklenince, seyirciye yaşatmak istediği dramı tam olarak yansıtamıyor EVE DÖNÜŞ. Yönetmen de bunun farkında olacak ki, filmin sonuna etkiyi artırmak amaçlı istatistikler ve “mesaj” lar ekleme gereği duymuş. Filmdeki diyaloglar da bu “ağır” filmin havasına hiç gitmemiş açıkçası.

Filmdeki usta oyuncular ve komiser rolüyle Altın Portakal’da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülünü kazanan Civan Canova başarılı performans sergilerken, aynı şeyi M.Ali Alabora ve -Esma rolüyle En İyi Kadın Oyuncu seçilmiş olsa da- Sibel Kekilli için söylemek hayli zor.

Neticede, başarılı bir senaryoyu başarısız bir şekilde anlatan EVE DÖNÜŞ, sinemamızdaki 12 Eylül filmleri arasında yerini alıyor.

Filmde yaşananları günümüzle kıyasladığımızda görüyoruz ki; aradan geçen 27 yılda ülkemiz öylesine yol katetmiş ve gelişmiş ki, asker, “demokrasi ayarı”nı artık internet üzerinden yapabilir olmuş. (!)