Beyrut’ta sıcak bir yaz gecesi. Sıkıntılı savaş dönemi biteli 15 yıl olmuş fakat, savaşın izleri şehrin her köşesinde kendini hissettiriyor, sürekli gergin bir hava hakim Beyrut’un en normal olması gereken köşelerinde. Bu haldeki bir şehirde, artık savaştan ve politikadan bıkmış, bunların bahsini bile etmek istemeyen bir genç nesil var ve işte bu genç nesilden bir birey; Tevfik. Falafel’de işte bu kahramanımız Tevfik’in ailesini, arkadaşlarını, onlarla olan bağını ve bir yaz gecesini nasıl geçirdiğini görüyoruz. ve hala merak ediyoruz Abudi hala bekliyor mu?

Lübnanlı yönetmen Michel Kammoun’un ilk uzun metraj yapımı olan Falafel, her ne kadar birkaç sahnesi oldukça kopuk görünse de, bütününe bakıldığında sıcak, anlatmak istediğini üzerinde biraz düşününce verebilen, yeterli aralıklarla serpiştirilmiş gülümseten hatta güldüren sahneler ile sıkılmadan izlenebilen bir film. Film bittikten sonra, Kammoun’un, filmini henüz 18 yaşındayken bir kazada yaşamını yitiren kardeşine ithaf etmiş olduğunu gördüğümüzde, filme ağırlığını koyan noktalardan biri olan kardeşlik ve aile sevgisinin, intikam duygusunun üstünde olduğu teması çok daha çarpıcı bir şekilde farkediliyor.

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali bünyesinde 11 Nisan’daki gösteriminde Michel Kammoun’un katılımı ile ilk kez Türk izleyici ile buluşan Falafel’i, bugün saat 13:30’da Beyoğlu Atlas Sineması’nda izlemek mümkün.